Bitkilerle sağlık=Ticaret
30/6/2008Gazetelerde, televizyonlarda öylesine bir sağlık ve özellikle de bitkilerle uzun yaşama konuları yaygınlaştı ki, sanki herkese yüz yaşına kadar yaşama reçeteleri dağıtılır oldu.
Dr. Mehmet Öz.
Dr. Ender Saraç.
Dr. İbrahim Saraçoğlu.
Dr. Osman Müftüoğlu.
Dr. Eser Alptekin.
Daha niceleri. Ekran karşısında ya da gazete köşelerinde lahanadan karnabahara, karpuzun çekirdeğinden sarımsağın suyuna kadar ne kadar sebze-meyve varsa, uzun yaşama, sağlıklı yaşama iksiriymiş gibi sunuyorlar.
“Dereotu, Allah’ın bir lütfu” diye başlıyor birisi.
Diğeri, “ayda 5 gün tere yiyerek sigaranın tüm zararlarından korunabilirsiniz” diyor.
Bir başkası, soğanın suyuyla ve keten tohumuyla, astımı, bronşiti, faranjiti nasıl yok edeceğimizi anlatıyor.
“Allah’ın en büyük mucizesi karanfille çöreotu diyor ötekisi.
Dereotu, lahana, roka, domates, maydanoz, karabaş otu, kantaron otu, ısırgan otu, salatalık kabuğu, turp suyu nelere kâdirmiş de haberimiz yokmuş.
Yeni bir bilgi duyduğumuzda ezberimizin bozulmasından korkar; temkinli yaklaşırız. Fakat, bu bilgiyi söyleyenin kartvizitinde anlı şanlı unvanlar olunca can kulağıyla dinler, kokusundan nefret ettiğimiz, Dünya durdukça yemeyi, suyunu içmeyi aklımdan geçirmediğimiz otlara saygımız, sevgimiz birden artar.
Dedik ya, herkesi bir sağlık merakı sardı diye.
Aslına bakarsanız son dönemlerde nerdeyse salgın haline gelen bu “bitki mucizeleri” meselesi, hiç de yeni değil.
Onca doktorun çıkıp saatlerce anlattığı dereotunu, maydanozu, otları, çöpleri, meyve kabuklarını, sebze çekirdeklerini, yaprakları, ticaret aracı haline getirildiğinde baş tacı yaptık.
